Alman yer bilimcileri tarafından hazırlanan yeni araştırma raporları, Marmara Denizi bölgesinde meydana gelebilecek depremlerin oluşum karakterinde önemli ipuçları sunuyor. Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, yaptığı açıklamalarında özellikle fayların batıdan doğuya doğru hareket ettiğine dikkat çekerek, bu hareketin bölgedeki deprem riskini artırdığını belirtti. Özellikle, fayların kilitlenme ve sürünme hareketleri üzerinden yapılan çalışmalar, bölgede olası büyük depremlerin boyutları hakkında yeni öngörüler sağlıyor.
Kutoğlu, bilimsel çalışmaların kesinliği konusunda ihtiyatlı olmak gerektiğine vurgu yaparak, bölgedeki deprem büyüklüğünün 6 civarında veya 7 ve üzerinde olabileceğine işaret etti. Kimi zaman, bilimsel tahminlerde küçümsenebilecek bu büyüklükler, toplum ve karar vericiler arasında yanıltıcı bir rehavet oluşturabilir. Bu nedenle uzmanlar, Marmara ve İstanbul gibi yoğun nüfuslu bölgelerde en kötü senaryoya göre hazırlık yapılmasının hayati öneme sahip olduğunu kaydediyor. En büyük kaygı ise, küçük görülen depremler sonucu alınmayan önlemler nedeniyle, beklenmedik ve yıkıcı bir depremin meydana gelme riskidir.
Prof. Dr. Kutoğlu, ayrıca, Marmara bölgesinde 7’nin altındaki depremlerin yaşanma olasılığı ile ilgili önemli bilgiler paylaştı. 2011 yılındaki Japonya depremi örneğinde, ufukta görülen 8.5 büyüklüğündeki tasarımın, aslında 9 şiddetinde bir fay kırılmasıyla son bulduğunu hatırlattı. Bu örnek, deprem büyüklükleri konusunda gösterilen tahminlerin ne kadar kırılgan olabileceğinin altını çiziyor. Marmara’da 7’nin altında bir depremin olasılığı, daha büyük depremlere kıyasla daha yüksek olsa da, bölgedeki hazırlıkların en az 7.5 büyüklüğündeki büyük bir depreme göre yapılması gerektiğini yineledi. Söz konusu yaklaşım, bölgedeki can kayıplarını ve maddi hasarı minimize etmek için kritik önemdedir. Ayrıca, Alman yer bilimcilerinin çalışmalara dayanan ve fayların hareketliliğini gösteren yeni haritalar, bölgenin deprem risk seviyesini detaylı biçimde ortaya koymaya devam ediyor. Fayların derinlikteki hareketleri ve kilitlenme noktaları sayesinde, potansiyel enerji birikimi ve deprem büyüklüğü daha doğru olarak tahmin edilebiliyor. Son olarak, Marmara Denizi’nde deprem hareketlerinin batıdan doğuya doğru ilerlediği gözlemi hem bölge hem de bölge dışındaki uzmanlar tarafından kabul edilmekte. Bu hareket özelliği, olası bir büyük depremin hangi noktalar üzerinde daha büyük etkiler yaratacağını önceden anlamaya yardımcı oluyor ve bu da hazırlık çalışmalarını yönlendirmede önemli bir veri kaynağıdır.